Yazı kategorisi: ortaya karışık

Pina Bausch’un ardından beceriksiz bir saygı duruşu

İlk önce Michael Jackson’ın ölüm haberini aldım telefonla. Arayan arkadaşım acayip şaşırmış ve üzülmüştü bu haber karşısında. Ben de şaşırdım önce, ama sonra normal geldi bu ölüm haberi bana malum nedenlerden dolayı. O kadar etkilenmediğimi görünce, “sen Esbjörn Svensson’un ölümüne daha çok üzüldün” dedi. Evet, tabii ki daha çok üzülmüştüm. Çünkü, Michael Jackson, kuşağımın nasıl doğduğuna, parladığına ve çöktüğüne tanık olduğu, müzik sahnesi için çok önemli bir figür sadece benim için. Oysa Esbjörn Svensson’un yapıtları heyecan vericiydi, merak uyandırıcıydı. Konserleri uçurucuydu benim için. O nedenle bu dünyada olmadığı fikri hala inandırıcılıktan uzak geliyor bana. O güzel müziğini her dinlediğimde derinden bir hüzün kaplıyor içimi ve özlüyorum konserlerini. Gerçek bir kayıp hayatımda.

Tıpkı Pina Bausch gibi. İşin garibi Pina Bausch’un ölüm haberini de aynı arkadaşımdan aldım. ‘Felaket habercisi’ gibi oldu benim için, “bu kez sen de çok üzüleceksin ama” dedi haberi verirken…

pina_bauschŞimdi bu yazıyı yazmaya çalışırken zorlanıyorum, çünkü zor bir şey insanın çok değer verdiği, hayatına anlam kattığını düşündüğü birini kaybetmesi. Sonra da bu kaybın ardından O’nu yazmaya çalışması. Ben talip oldum bu yazıyı yazmaya, sızlanmamam gerekiyor, ama şimdi neredeyse anlamsız geliyor yazmak. Klişe birkaç sözün ötesinde ne yazabilirim ki! Şurda doğdu, burda dans etti, ilk koreografisi şuydu bilgisine istediğiniz yerden ulaşabilirsiniz zaten. Bir görev yazısı oldu bu sanki. Benim ve Karga Mecmua’nın bir saygı duruşu. Ve ben saygıda kusur etmek istemiyorum, size karşı da etmek istemiyorum. Birkaç küçük söz söyleyip çekileceğim huzurlarınızdan o nedenle.

İlk olarak, adını bile duymamış olanlarınız varsa aranızda, yazın bir kenara ve mutlaka tanık olmaya çalışın Pina Bausch’un yaratıcılığına bir şekilde. Sahne en süperi ama en azından bir kaydını yakalayın!

Ne rahat söylüyorum bunu değil mi? Çok şanslıyım çünkü. İstanbul’a uğrayan üç eşsiz yapıtı da izleyebildim: Cam Temizleyicisi, Masurca Fogo ve Nefes. Masurca Fogo’yu iki kez izledim hatta ve Nefes de hayran olduğu İstanbul içindi. Böyle bir yaratıcılık, yoğunluk ve sıcak, doğrudan etki -başka türlü tanımlayamayacağım, yaşamsallık diyebilirim belki- daha önce hiç görmemiştim. Nutkum tutuldu. Çarpıldım resmen. ‘Çarpıldık’ demeliyim daha doğrusu. Üç-beş istisna dışında salondaki herkes için geçerliydi çünkü bu. Hatta O’nun yapıtlarını izleyen büyük sanatçılar için bile. Pedro Almodovar, Wim Wenders gibi…

Tanztheater Wuppertal, Pina Bausch’un bize bıraktığı 40 küsur yapıtı yıllar yıllar boyunca sahnelemeye devam edecek ve eminim ki, yıllar sonra bile tazeliğini yitirmeyecek bu yapıtlar. Gelecek kuşaklar da tıpkı bizim gibi heyecanla, hayretle izleyecek ve etkisinden kurtulamayacaklar. Çünkü, bambaşka bir pencereden bakacaklar kadın-erkek ilişkilerine, insanlık hallerine, dünya hallerine… Oturdukları yerden hiç kalkmak istemeyecekler, bu uzuuun hikayeler anlık bir seyir gibi gelecek onlara. Bu anlatılan diyar nasıl bir diyarsa onlar da parçası olmak isteyecekler. Acayip şanslı ve mutlu hissedecekler kendilerini orada oldukları için. İzledikleri bu olağanüstü koreografiler bağımlılık yapacak. Ve Pina Bausch’un eşsiz yaratıcılığının izlerini sürecekler ömür boyu. Minnettar kalacaklar O’na, yaşamlarına dokunduğu için…

Bu yazı ilk kez Karga Mecmua’nın Ağuslül 2009 sayısında yayımlanmıştır.

Reklamlar

Pina Bausch’un ardından beceriksiz bir saygı duruşu” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s