Yazı kategorisi: mutfakta, ortaya karışık

Alışveriş tedirginliği

Küçükken babamla giderdik pazara. Pek titizdi babam pazar alışverişinde bile. İşte ben de annemle değil, babamla gittiğimi hatırlıyorum pazara muhtemelen bu nedenle. Tüm meyve ve sebzeleri tek tek seçerdi babam, telaşsız, sakin sakin. Fasulyeleri bile tek tek seçerdi gerçekten ve benden de yardım isterdi. Tabii ben o mu bu mu diye karar verene kadar hallederdi genelde babam alışverişi, ama yine de sebze meyvenin iyisini seçmeyi ondan öğrendiğimi söyleyebilirim rahatlıkla. Büyüdüğümde ise annemle gittim hep pazara. Biliyordum artık nasıl seçileceğini sebze meyvelerin, rahat rahat takılıyorduk annemle. Annemin de tezgah alışkanlıkları vardı ve pazarda göz ucuyla daha iyilerini ben görsem de, o hiç etrafına bakmadan bildiği tezgahlara yönelir, o tezgahın iyilerini koyardı torbasına. Süreç içerisinde benim de bu tarz alışkanlıklarım oldu, ama diğer tezgahları hiç ihmal etmedim ben ve böyle böyle hiç aklımda yokken sepete attıklarım da çooook oldu. Ama benim için pazardan alışveriş etmenin keyifli tarafı da bu zaten. Aklımdakilerin, ihtiyacım olanların dışındaki yiyeceklerin çekiciliğine kapılıp, onlardan nasıl güzel yemekler hazırlanabileceğinin hayalini kurarak taşıyabileceğimden fazlasını yüklenmek hep. Uzak diyarlardaki semt pazarlarında bu daha çok gelir başıma, bin türlü farklı otun etkisi altına giriveririm hemen.

Seviyorum pazar keşmekeşini, sürprizlerini gerçekten. Samimiyetsiz yaşamlarımızın bir parçası olamayacak kadar samimi oldukları için belki de. Biliyorum, onlar da yitiriyorlar yavaş yavaş bu samimiyeti ama market keşmekeşinden iyi işte. Marketler mahvediyor beni. Dayanamıyorum sahteliklerine, bünyem kaldırmıyor artık!

Yemek yapmayı seviyorsanız iyi alışveriş olmazsa olmaz altın bir kural. Ne kadar usta bir aşçı olursanız olun, kullandığınız ürün iyi değilse bir yere kadar lezzeti yakalayabilirsiniz çünkü. Bu nedenle alışveriş önemli işte. Yediklerimizin, aldıklarımızın nereden geldiği, nasıl yetiştirildiği, üretildiği önemli. Bir şekilde yemek/mutfak ilgi alanınıza giriyorsa bütün bu detaylar daha bir ilginizi çekiyor kaçınılmaz olarak. Ama yemek yapmak ve alışveriş değil de sadece yemek yemekse ilginizi çeken, hatta sadece doymak için yiyenlerdenseniz bile yediğinizin aslında ne olduğunu bilmek hakkınız. Hoş etrafımdakiler bu kadar çok şey bildiğim ve hala bilmek istediğim için hoşnutsuzluklarını dile getirmeye başladılar ve evet, bu kadar çok şey bilmek bana da ‘iyi’ gelmiyor çoğu zaman. Çünkü bilince alamıyorsunuz; bile bile lades diyemiyorsunuz. Hal böyle olunca da dünyanın en güzel hazlarından yemek yemek -ve yemek hazırlamak, hazırlamak için alışveriş etmek- ister istemez hazzını yitirmeye başlıyor. Haz yerini güvensizlik, şüphe, tedirginliğe bırakmaya başlıyor. Oysa ben bu hazzı yitirmek istemiyorum. Tedigin olmak istemiyorum! İşte bu nedenle bir şey yapıyorum ve bu bir şeyleri çoğaltmanın, çoğalmanın yollarını arıyorum. Var mısınız?

Bu yazı ilk kez Karga Mecmua‘nın Ağuslül 2010 sayısında yayımlanmıştır.

Reklamlar

Alışveriş tedirginliği” için 8 yorum

  1. Yalnız yaşayan biri olarak, alışveriş keyfim pek kalmadı denilebilir. Ancak en basitinden meyve almak için bile marketlere girdiğimde çoğunun ikinci bile değil 3 ya da 4.kalite mal olduğunu bilmek hevesimi epey kaçıyrıyor.

    Bu yüzdendir her baharda, babamın erik ağaçlarından gelecek kargoyu dört gzö bekler ve o yaz sıcaklarında Ege yollarını araba ile tepip kavun-karpuz taşımaktayım her sene.

    Otları da seven biri olduğum için, sossuz bile sadece zeytinyağı ve limonla doyasıya salata formatınd yemepe bayılırım.

    Ancak bu amrket otlarından mı bilemedim, zeytinyağı-limon ikilisine hiç kendini bırakmayan halleri ile illaki de sos isteriz tavırları beni kıllandırıyor.

    Bir yabancılaşmış gıdayı başka yabancılaşmış ürünle harmanlamayınca sanki adam olmuyorlar.

    Tad alamıyorum kısacası.

    Her ne ise başladığın, ben varım.
    Misal evlerimizde ufak saksılarda yetiştiricilikse bu, neden olması?
    Ya da organize pzar turları ise ona da varım.
    Amma velakin, alınca pişirmek, pişirince zevk almak lazım.
    O da yalnız olmuyor:)

    Yine de varım.

    ZK

    1. çok kısaca; alışveriş ederken, marketten bile olsa, mevsiminde sebze meyve tüketiyorum ve sebze meyvelerin üretim yerine dikkat ediyorum. yerli mamülleri almaya çalışıyorum. ama en güzeli bildiğim minik üreticilerden alışveriş etmek. bunların izini sürmek. neyseki hala sokak aralarında, pazar köşelerinde bulunuyorlar. ürünü bildiğin, güvendiğin kaynaktan getirtmek, getirmek de süper. ki sen yapıyorsun işte bunu.
      ama daha örgütlüsü bu konularda çalışan stk’ların yürüttüğü çalışmaların bir ucundan tutmak, bize dayatılan her türlü aldatmacaya karşı uyanık olmak. ben bir süredir çekül ve slow food yağmur böreği’nin çalışmalrına katkı veriyorum. okullarda eğitim çalışmaları yapıyoruz ve bu çalışmalarda müthiş bir gönüllü desteğine ihtiyacımız oluyor. bekleriz efendim:)

  2. Peki geçenlerde Türkiye’nin en bildik Supermarketlerinden birinde bir parlak bir karpuz gördüm. Üzerine de iki etiket yapıştırılmış. Birinde kocaman: “çekirdeksiz”, diğerinde ise “iyi tarım” yazıyor. Bu ikilemi biri bana açıklayabilirse çok memnun olacağım.

  3. Ben de gönüllü çalışmalarınıza destek olmak isterim. Ne yapmak gerekiyor? Yağmur böreği’nin bloguna baktım, Aralık 2009’dan beri yazı yazılmamış. Oğlumun doğumuyla daha çok dikkat eder oldum yediklerime, ona yedirdiklerime. Bu sayede yeni şeyler de öğrenmiş olurum belki.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s