Yazı kategorisi: çocuk/gençlik edebiyatı

Dünyamızı bu melekler mi kurtaracak?

Robert Muchamore 1972 İngiltere doğumlu bir yazar. Tüm dünyada ilgiyle karşılanan “Cherub” ve “Henderson’s Boys” serilerinin yazarı. İkincisi bizde henüz görücüye çıkmadı, ama çıkacaktır. Bol ödüllü “Cherub” serisinin ilk beş kitabı ise Kelime Yayınları’nca yayımlandı. Uzun yıllar dedektiflik yaptıktan sonra yazdığı bu iki seriyle çocukların/gençlerin gönlünde taht kuran Muchamore, bol bol okul ziyaretleri yaparak hayranlarıyla bir araya geliyor. Kendisi ağaçlardan nefret eden bir çevreci, esprili biri ve büyük olasılık yazarken çok eğleniyor.

Cherub İngiliz İstihbarat Servisi’nin bir kolu. Bu birliğin ajanları yaşları 10 ile 17 arasında değişen, hepsi yetimhanelerden özel olarak seçilen ve gizli kimliklerle ajan olarak yetiştirilen ‘şanslı’ çocuklar. Her türlü olanağa sahip Cherub kampüsünde, harika bir ortamda mutlu mesut yaşıyorlar. Tabii tehlikelerle dolu görevlerini saymazsak…

Çocukların/gençlerin neden bu kadar bayıldıklarını anlayabiliyorum “Cherub” serisine. Ben de onların yerinde olsam bayılırdım herhalde. Herkes onları şiddetten korumaya çalışırken kitabın kahramanları şiddetin ortasında, ‘gerçek’ dünyayla iç içeler. Bırakın bu dünyadan onları soyutlamaya, korumaya çalışan anne babaları tam tersine “gerçek bu işte ne yapalım, sende bu gerçeğin bir parçası olacaksın” diyen yetişkinlerle çevrili etrafları. Sadece bu da değil, son derece özgür bir yaşamları var. İstedikleri her şeye sahipler; abur cubur, televizyon, bilgisayar oyunları, PSP, hatta bira ve diledikleri gibi flört serbest. Gizli ajan olmanın harika getirileri! Ama gizli ajan olmak kolay değil. Sonsuz özgürlüğün yanında dünyanın çirkin yüzüyle karşılaşmaya, yüzleşmeye de hazır olmalısın!

Biz saf bir çağda yetiştik. Çocuk gibi çocuklar olduk. Büyürken dünya hızlı bir değişime girdi, şiddet arttı. Kaygan zeminler çoğaldı, güven yitirildi, bireyselcilik ‘in’ toplumsalcılık ‘out’ oldu. Biz çocukken kovboyculuk oynar, yine elimizde silah piyuv, piyuv etrafa ateş açarak içimizdeki şiddeti dışa vururduk. Şimdi kahramanlar da değişti. Bombalar, yokediciler, süper güçler, ışınlar, lazerler, sonsuz güce sahip robotlarla kuruluyor oyunlar. Piyuv şeklinde değil, BOOAMM, PUUOAAHHH falan şeklinde patlıyor silahlar. Hal böyleyken anne babalar istediği kadar korumacı olsun, çocuklar bu dünyaya doğuyor, bu dünyayı öğreniyor, bu dünyaya uyum sağlıyorlar. Madem konumuz ajanlar, James Bond bile ‘temiz’ kalamadı ‘kirlendi’ çağımızda. Kaygısız değil artık. Depresif, çatır çatır da adam öldürüyor. Yazarımız Robert Muchamore da “bırakın saflığı, dünya değişti. Hayatta kalmak için güçlü olmalı ve şiddete şiddetle karşılık vermelisin!” diyor bize “Cherub” serisinde. Niye diye sormak istiyorum ben de. “Çevreciler petrolcüleri öldürünce dünya gerçekten kurtulacak mı yani?” “Tarikatların yuvasını toptan havaya uçurunca kökünü kazımış olacak mıyız?” diye sormak istiyorum. “Evlerini kaybeden birkaç aile, öldürülen binlerce kişiden daha mı iyidir gerçekten?” “Bu mudur dünyanın hazin gerçeği yani?” diye sormak istiyorum. (Neden dünyayı kurtarmak için insanları öldürmek zorundayız diye sormak bile istemiyorum, ki en temel soru bu aslında!)

Bazılarınıza 11 yaşında ajan olmak fikri ilginç gelebilir. Diğer çocuklardan farklı olmak ve ‘kahraman’ olmak… İlginç elbette ki. Kendi sıradan yaşamlarımızdan uzaklaştırıyor, hayal dünyamızı zinde tutuyor bu tür fikirler, anlatılar sonuçta. Hepimiz Peter Pan, Tenten, Süperman, Harry Potter olmayı hayal etmedik mi? Ya da James Bond? İşte şimdi de dünya Cherub ajanı olmak, James Adams olmak isteyen çocuklarla dolu. Tehlikeli maceralara atılan, dünyanın, insanlığın iyiliği için zor görevlerin üstesinden gelen küçük ajanlar, “masum yüzlü çocuklar”, “melek çocuklar”… Ama benim bu ‘melek çocuklar’a itirazım var. “Çaylak”a, “A Sınıfı”na, “Maksimum Güvenlik”e, “Cinayet”e, “İlahi Çılgınlık”a ve devam edecek diğerlerine… Çünkü tüm diğer kahramanlardan çok daha sahteler aslında, büyümüş de küçülmüşler, yaratıcılıktan uzaklar.

Sert bir dünyada yaşıyoruz ve çocuklar/gençler de bu sertlikten nasibini alıyorlar. Sokağa çıkmak yeterince şiddet içeriyor artık, televizyonu, bilgisayarı açmak yetiyor. İstesek de soyutlayabileceğimizi düşünmüyorum çocuklarımızı/gençlerimizi bu gerçekten. Tam tersi, farkında olmalılar, sorgulamalılar, akılcı, pratik ve mücadeleci olmalılar. Ama bu demek değil ki şiddete şiddetle karşılık vermeliler.

Robert Muchamore “Cherub” serisinde, tüm dünyanın sevdiği bir kahramanın replikasının heyecan dolu hikâyeleriyle bu sert dünyayı çocukların gözleri önüne serebileceğini düşünüyor belli ki. Acımasız, adaletsiz, akılsız, ama hükmeden güçlerin yönettiği dünyamızla yüzleştiriyor onları aklınca. Kabaca, çizdiği tablonun doğru olduğunu kabul etsek bile, iyiler ve kötüler savaşında masumların can vermesinin olağanlaştırıldığı, kötüler tamamen paçalarını kurtaramasa da iyilerin/kahramanların hep kazandığı klişelerle mi açacağız peki gözlerini genç kuşakların? Bu klişelerin koyu koyu altını çizerek, “sistem bu ve bu değişmez” diyerek mi? Sonuçta “Cherub” da sistemin bir parçası. İyilerin yanında evet. ‘Melek çocuklar’ bunca şiddetten, dünyanın acımasız gerçeklerinden etkileniyorlar ve kendilerince bir sorgulamaya da giriyorlar, ama bu sorgulamanın sonucunda yetkili büyüklerinin açıklamalarına ikna olup macera dolu yaşamlarına kaldıkları yerden devam ediyorlar. Üstelik başarılarından dolayı sürekli ödüllendirilerek ve pohpohlanarak devam ediyorlar ajanlıklarına. Peki bu durumda Robert Muchamore bize ne demiş oluyor? “Dünya yaşanacak bir yer değil artık, ama mücadeleye devam, sonunda biz (iyiler) kazanacağız” mı?

Açıkçası ben pek ikna olamadım bu söyleme. Hayatımız kahramanlara, var olmayan karakterlere öykünerek geçiyor zaten. Evet, mücadeleci, sorgulayan, antenleri açık gençlere gereksinimi var dünyamızın. Ama bu ‘action’ hikâyeler bayatlamaya başladı artık. Yaratıcı ve gerçekten alternatif düşünceler ihtiyacımız olan diye düşünüyorum!…

http://www.remzi.com.tr/kitapGazetesi.asp?id=3&ay=6&yil=2011&bolum=14

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s