Yazı kategorisi: çocuk/gençlik edebiyatı

Balıkların bununla çok ilgisi var!

Bazı şeyler geç keşfedilir hayatta. Bu bazen sizden kaynaklanır bazen de sizin dışınızdadır nedenleri. Avi Türkiye’nin geç keşfettiği yazarlardan. Dolayısıyla biz yetişkinlerin çoğu için Avi geç bir keşif. Tabii yazarı ana dilinden okuma şansına sahip olanlar için söylemiyorum bunu. Ancak çocukluğunu/gençliğini geride bırakmış insanlar yetişkin edebiyatına giriş yaptıklarında çoğunlukla geri dönüş yapmazlar. Belki çocukları olduğunda onlara kitap okuma zevkini tadarken yeni bir sayfa açılır tekrar, ama genelde kısa sürelidir bu süreç. Çocuk okuma yazma öğrendiğinde biter. Oysa yıllar içerisinde bir sürü yeni yazar, bir sürü yeni kitap sadece çocuklar ve gençler tarafından değil, büyükler tarafından da keşfedilmeyi bekliyordur. Çocuk/gençlik yazını büyükler için de hem öğretici hem de çok eğlendiricidir çünkü. Popüler bir yazarsa -JK Rowling gibi- bir şans verir belki büyükler, ama hepsi budur işte!

1934 doğumlu Amerikalı yazar Avi, tüm dünyada tanınmasına karşın Türkçeye geç kazandırıldı. Hayy Kitap “Saçtaki Tuz” adlı tarihi romanıyla ilk kez Avi’yi okuruyla buluşturdu. Şimdi de “Balıkların Bununla Ne İlgisi Var?” adlı öyküleriyle devam ediyor buluşma. Aslına bakarsanız öyküler ilk okuma için daha isabetli. Avi’nin en büyük özelliklerinden biri olan her zaman ‘aykırı’ duruşunu sonuna kadar hissedebiliyorsunuz bu öykülerde çünkü.

İkizi kız kardeşinin kendisine taktığı takma adı kullanıyor Avi. Çünkü her zaman, herkes için hep Avi imiş ve yazarlığı seçince de bu değişmemiş. İki büyükbabası da yazar, bir büyükannesi tiyatro yazarı. İkiz kardeşi ve kendisi de yazar olmayı seçmişler sonunda. 70’in üzerinde kitaba imza atmış Avi. Ağırlıklı olarak da gençler için tarihi roman, macera ve fantastik kitaplar yazmış, pek çok ödül almış. “Yazmanın anahtarı okumakta,” diyen yazar hâlâ çok okuyor ve okuyucularına da “etrafınızda neler olduğunu iyi izleyin ve dinleyin. Olan biten her şeyi anlamaya çalışın. Cevapları başkalarından beklemeyin, kendiniz vermeye çalışın,” diyor.

“Balıkların Bununla Ne İlgisi Var?”ı okuyunca bu öğütlerin içi doluyor açıkçası. Öykülerde 12-14 yaş arası çocukların gündelik yaşamlarından kesitler var. Sıradan yaşamları, sıradan dertleri olan çocuklar hepsi. Ortak noktaları ise dünyanın ‘sert’ yüzüyle bir şekilde karşılaşmaları. Yaşamın sıradan ama acımasız, hüzünlü ama güçlü anları ve bu durumlarla baş etme yöntemlerini seriyor gözlerimizin önüne yazar. Yaşamdaki hiçbir şeyin kesin olmadığı, her şeyin değişebileceğini anlatıyor. Ve her öykü yüzünüzde bir şamarla bitiyor neredeyse. Bu şamarla kendinize geliyorsunuz. Küçük sorunlarınızı ve dünyanın halini düşünürken/sorgularken buluyorsunuz kendinizi. Özellikle de annenizle, babanızla, öğretmenlerinizle ilişkilerinizi şöyle bir gözden geçiyorsunuz. Belki sizin dünyanız bu kadar ‘sert’ değil, ama hemen yanı başınızda aslında bu dünya ve siz içinde değilmişsiniz gibi yaşasanız da içindesiniz. Öyküleriyle bunu farketmenize ve algılarınızı açmanıza yardımcı oluyor Avi. İyi de yapıyor. Hiçbir şey toz pembe değil çünkü. Oysa annelerimiz, babalarımız bizi korumak adına pembeleştirmeye öyle çabalıyorlarki dünyamızı… İyi niyetli olsalar da iyi bir şey yapmıyorlar böyle davranarak; yazar çaktırmadan bu durumun da altını çiziyor zaten.

Kitaptaki yedi öykünün içerisinde benim için en vurucu olanı “Şans Kurabiyesi” oldu. Anne babası boşanmış olan Parker yaş gününde üçünün başbaşa yemek yemesini istiyor onlardan ve yemek tahmin edebileceğiniz gibi pek ‘eğlenceli’ geçiyor! Anne, Parker’ın bir şeylerin peşinde olduğunu hemen anlıyor ve ona “seni, zaman zaman senden nefret ettiğimi söyleyecek kadar çok seviyorum. İnsanları parmağında oynatıyorsun,” diyebiliyor. Parker da gecenin sonunda annesine “senin için içimde sevgiden daha iyi bir şey var. Ben… sana güveniyorum,” diyebiliyor ve hatta bir adım daha ileriye gidiyor: “Beni asla incitmezsin. Bu da benim seni incitebileceğim anlamına gelir,” diyor. Kendisini ‘dürüst’ olarak tanımlayan Parker, anne ve babasına göre ‘zalim’. Bana göre ise bu öykü dürüstlük ve zalimlik arasındaki ince çizginin, anne-baba-çocuk olma gerçeğinin çarpıcı bir anlatımı.

Salt bu öyküden alıntıladığım cümleler bile “Balıkların Bununla Ne İlgisi Var?”daki ‘sert’ dünya ve yazarın bu dünyayı anlatım dili hakkında size bir fikir vermiş olmalı. Acıtıcı cümleler. Ama yazılmış, dillendirilmiş olmaları heyecan verici aynı zamanda. Çünkü genel olarak konuşmayı sevmediğimiz, üstünü örtmeyi tercih ettiğimiz konular bunlar ve birilerinin bunları yazıyor olması beni mutlu ediyor açıkçası. İyi ki varsın Avi.

Bu kitabı mutlaka okuyun, sonra da annenize, babanıza ve öğretmenlerinize okutun. Onların sizin için hazırladıkları klasiklerle dolu okuma listelerine siz de çağdaşlarla dolu listelerle karşılık verin. Çocuklar/gençler için yazılan bazı yapıtlar var ki, mutlaka büyüklerin de okuması gerekiyor çünkü. Çocuklarıyla ilişkileri konusunda kendilerine dönüp bakabilmeleri, farkedebilmeleri, hatırlayabilmeleri ve belki de en önemlisi cesaretlenebilmeleri için…

Hayy Kitap’a da teşekkür ediyor, Avi’nin diğer kitaplarının çevirisini de beklediğimizi iletiyorum buradan…

http://www.remzi.com.tr/kitapGazetesi.asp?id=3&ay=9&yil=2011&bolum=14

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s