Yazı kategorisi: çocuk/gençlik edebiyatı

Bir Prag güzellemesi

Prag’ın soğuğu güzeldir. Basbayağı kendine getirir insanı. İçinize işlemez, canlandırır. Eminim baharda da güzeldir bu tarih kokan kent, ama görkemli taş binaların soğuk etkisini arttırması mı, ‘eski’ kent dokusunu ve hissini kaybetmemesi mi, kenti ikiye bölen nehrin buzulsu rengi mi ne derseniz diyin Prag’ın kışın büyüleyici olduğunu kimse reddedemez. Sanıyorum “Kukla Ustası”nın beni hemencecik içine alabilmesinin en temel nedeni de hikâyenin kış zamanı Prag’da geçiyor olması. Sıcak yaz günlerinde okuduğum bu fantazyanın bende gerçekten serinlik hissi yarattığını söylemeliyim.

Bir ilk roman “Kukla Ustası”. Büyük Britanya’ya bağlı Galler’de yaşayan genç yazar Joanne Owen, çocuk kitapları yayınlıyor, bir grupta bas gitar ve akordeon çalıyor. Prag’a yaptığı ilk ziyaret yazar için dönüm noktası olmuş, çünkü kent hep yazmak istediği kitabı için ilham vermiş ona. Bohemya bölgesinin başkenti okuyucu için de kitabın arkasında yer alan kent sözlüğü ve yazarın açıklamalarıyla tam bir çekim alanı haline geliyor. Gördüyseniz yeniden canlanıyor gözünüzün önünde, görmediyseniz merak ediyorsunuz.

Gelelim hikâyeye… 19. yüzyılın sonlarında Prag. Eski Kent Meydanı’nda ufak tefek bir kız olan Milena en yakın arkadaşı Lucas’ı bekliyor. Ancak geç kalıyor Lucas. Çok üşüyen Milena farkına varmadan artık kapanmış ve kaderine terkedilmiş babasının tiyatrosu Rüyalar Evi’ne geliyor. Tiyatronun kapısında “Kukla Ustası Sunar Geleceğin Efsanesi” yazılı afişi farkediyor. Hemen ardından karanlıklar içinde bir adam çıkageliyor ve Kukla Ustası olduğunu söyleyerek Milena’yı gösterisine davet ediyor. Lukas’ın gelmesiyle adam tekrar karşılaşacaklarını söyleyerek yok oluyor…

Prag’ın en iyi kukla sanatçısı olan Milena’nın babası üç yıl önce bir kaza sonucu hayatını kaybeder. Kazanın hemen ardından annesi de kayıplara karışır. Milena annesinin bir gün döneceğini düşünür. Teyzeleri Tereza ve Katerina ile birlikte yaşadığı büyükannesi Bolena içinse durum biraz daha karmaşıktır. Bohemya efsanesinde adı geçen Libuse’nin soyundan gelen Milena’nın annesinin geleceği görme yeteneği ve bazı özel yetenekleri vardır. Tıpkı kardeşleri gibi. Bu özelliklerin Milena’da da olabileceğini düşünürler. Annesi Ludmila’nın doğum gününde, Bolena ailesi ile ilgili gerçekleri anlatır Milena’ya. Bu gerçeği öğrendiği sıralarda Kukla Ustası Prag’da büyük gösterisini gerçekleştirmeye hazırlanıyordur. Bohemya efsanesini yeniden yazmayı ve bu yolla kentin kralı olmayı planlayan kötücül Kukla Ustası bu amacını tüm kenti hipnotize ederek gerçekleştirecektir ve kral olmasının koşullarından biri de Ludmila ile kızı Milena’nın da onunla birlikte olmasıdır.

Yazar gerçek Bohemya efsanesinin izinde, Çekoslovakya ile özleşleşmiş bir sanattan; kukla tiyatrosundan da ilham alarak Prag sokaklarında yepyeni bir fantazyanın içine sokuyor okuyucusunu. Alt başlık olarak kullanılan “Kuklalar güçtür, efsaneler gelecek” ve kapak tasarımı kuklaların rolünün biraz daha ön planda olacağı hissi yaratıyor. Ama Kukla Ustası’nın tuhaf karanlık kuklaları, birer kuklaya çevirdiği sadık yardımcıları Zdenko ve Zdenka ikizleri ve Milena’nın kukla sanatına hayranlığı ile sınırlı kitaptaki kukla etkisi.

Kukla tiyatrosu geleneğini kitabın kurgusuna da yansıtmaya çalışmış yazar. Tıpkı sahne sanatlarında olduğu gibi bölümleri perde olarak adlandırmış, ama her perdenin içinde de ayrıca bölümler var. Bu haliyle biraz zorlama olmuş açıkçası. Dolayısıyla bu başlıklara takılmadan okumak gerek kitabı, o zaman rahat akıyor çünkü. Yine tiyatro metinlerinde olduğu gibi, oyuncuların (burada kitabın karakterlerinin) tanıtıldığı giriş bölümünde kahramanların adlarının anlamları yer alıyor. Adları kelime oyunları ve mecazlarla yüklü kahramanlara göz kırparak romana başlamanın bir merak uyandırdığını söylemeliyim. Kitabın sonunda da kendi esin kaynakları, sözlük gibi ekstra notları var yazarın. Bütün bu uğraşlar hikâyenin etkisini arttırmak için belli ki, ama sanki meseleyi bir fantazya olmaktan çıkarıp gerçeklik duygusuna da yaklaştırıyor bu durum. Üstelik bütün bu uğraşlara karşın çok da etkili bir hikâye ile karşı karşıya olduğumuz söylenemez. Derin ve gizemli başlıyor yolculuk ama biraz hızlandırılmış şekilde sonlanıyor.

Öte yandan “Kukla Ustası”nın etkileyici ve ayırd edici bir yanı var; o da ilüstrasyonları ve sayfa tasarımı. Farklı disiplinler için tasarım hizmeti veren Jeremy Holmes’un kurduğu Mutt Ink tarafından yapılan çizimler ile kitap bambaşka bir yerde duruyor. Çizimler ve tasarım çok daha güçlü, eksiksiz ve yaratıcı yapmış romanı. İyiler ve kötüler var elbette ki kitapta. Ama genel atmosferi kasvetli değil. Daha çok gizemli. İşte Mutt Ink bu gizemi ve dönemin atmosferini çok iyi yaratmış ilüstrasyonlarıyla. Yurt dışında iki farklı kapak kullanılmış, ancak Artemis’in seçtiği kapak kesinlikle daha çekici.

Sonuçta güçlü bir hikâyesi olmasa da kolay okunan, hoş bir fantazya “Kukla Ustası”. Yayıncı olmanın da getirisiyle Joanne Owen titizlikle işlemiş bazı detayları. Ancak Prag’ın yazarı etkisine aldığı o kadar açık ki, kent hikâyenin önüne geçmiş. İlüstrasyonlar da. Bu haliyle kitaptan geriye hikâyeden çok ilüstrasyonlar ve Prag kalıyor gerçekten.

http://remzi.com.tr/kitapGazetesi.asp?id=3&ay=9&yil=2012&bolum=14

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s