Zincirleme bir gün

Çoğu zaman ilgisiz gibi görünen olaylar birbiriyle bağlantılı olabilir. Minik tesadüfler ya da anlık olaylar zincirleme reaksiyonlara, bir şeyin nedeni hiç aklımıza gelmeyen başka bir olayın sonucuna neden olabilir. Bu olaylar silsilesi ile ilgili bir dolu film yapılmış, bir dolu kitap yazılmıştır. Elimdeki kitap da bunlardan biri; “Zincir”. İnsanlar ve hayvanlar, hayvanlar ve hayvanlar, anneler ve çocuklar arasındaki ilişkiler zincirini anlatıyor bize.


ZincirHer evde yaşanan olaylar aslında kitapta yaşananlar. Sabahın köründe sıcacık yatağından kalkmak istemeyen çocuk, onu kalkmaya ve hızlı olmaya çağıran, bu süreçte de sürekli dırdırlanan anne, her sabah onların arasında geçen bu anlamsız didişmeden sıkılan ve bir an önce çocuğun sıcak yatağına yayılmayı bekleyen huysuz kedi evin kahramanları. (Bir de gizli kahraman var aslında; pire!) Merakına yenilip kedinin eline düşen kara kızılkuyruk kuşu, onun arkadaşı yavru karga Korki ve babası Gorgor, yaşlı ve zayıf köpek kemik torbası ile okulun müdürü Müdüraanım ise evin çevresindeki kahramanlar. Her biri olayları kendi cephesinden anlatıyor, samimiyetle içlerini döküyorlar bize. Başladıkları herhangi bir günün birbirine zincirin halkaları gibi bağlanmış kahramanları olduklarının farkında bile değiller. Şimdi diyeceksiniz ki, “Hadi kuşları anladık diyelim; ama bir pirenin olayların akışında nasıl bir etkisi olabilir ki? Olmaz olmaz demeyin oluyor işte! Ama tüm bu olaylar silsilesinde en ilginç karakterin evin kedisi Zombi olduğunu söylemeliyim. Tipik bir bencil, huysuz kedi Zombi. Kediler genelde sevimlidir, ama bu az biraz sevimsiz. Dünya kendi etrafında dönüyor sanıyor ve her konuda haklı. Evcil tüm hayvanlar gibi biraz insanlaşmış çünkü. Kendine daha iyi bakabilmeleri için bir kılavuz yazacak kadar şişmiş egosu. Kılavuzun alt başlığı durumunu gayet iyi özetliyor; “Hayat dediğin uzun bir zincir diktim ocağınıza incir.” Çocuk bu ‘ağır abi’nin evin içindeki özgür, rahat, kimseyi umursamaz hallerini görünce “Bu dünyaya Zombi olarak gelmek varmış,” demekte haklı, ama öte yandan kimse bu kadar sevimsiz olmak istemez sanırım.

Yazar Şiirsel Taş kendi yaşamının izinde basit bir günü inceden inceye örerken Gökçe Akgül’ün çizimleri de bu örgüyü farklı kılan motifleri oluşturuyor. Her kahramanın iç sesine kulak verdiğimiz için çizimlerle neredeyse çizgi roman tadında bir okuma çıkıyor karşımıza. Ama herkes kendi dünyasına dalmış görünse de zincirin halkalarını tamamlayan her bir karakter, tam da olması gerektiği gibi, tipik özelliklerini son derece çarpıcı bir şekilde dışa yansıtıyor. Okurken kendi yaşamınızın bir yansımasını okur gibi oluyorsunuz. Çocuklar hep böyle ağır ve kaytarmaya çalışan, anneler hep böyle aceleci ve dırdırcı, kediler hep böyle tembel ve rahatına düşkün olmak zorunda mı diye düşünüyorsunuz. Galiba evet. Peki okul müdürleri? Kargalar? Merak etmeyin onlar da tam da olması gerektiği gibi davranıyorlar. Yoksa zincirin halkaları tamamlanamazdı ki! Yazar kendisi ile de yaşamını tamamlayan diğer varlıklar ile de hınzır hınzır dalga geçiyor sanki.

“Zincir”, basit bir günün ilginç ve eğlenceli bir kurgu ile okuyucuya sunulması gibi gözükse de, yazar ince ince insanların neye inanacaklarını şaşırdıkları beslenme alışkanlıkları, bir türlü hazırlanamadığımız deprem, oyuncak haline gelen eğitim sistemi gibi yaşamımızın çetrefilli alanlarına da girip çıkıyor. Ağaçlara dayanamayan kentlilerin kentlerini sokaktaki hayvanlar ve elbetteki ağaçlarla paylaşması gerektiğini söylemiyor, ama anlattığı bu basit hikâyeyle bal gibi de hepimize “bu böyle” diye alttan alttan fısıldıyor.

“Zincir”, Şiirsel Taş, Resimleyen: Gökçe Akgül, Hayykitap

Mavi’nin mutluluğu bizim mutluluğumuz

“Mavi’nin Mutluluğu” ‘özel’ bir kitap. Türkiyeli bir sanatçıyı çocuklara tanıtmak, onlarla buluşturmak için kaleme alınan ilk kitap çünkü. Dünyaya mal olmuş sanatçıları -Picasso, Van Gogh, Da Vinci, Monet gibi- çocuklara anlatan sayısız kitap var. Türkiyeli yazarlar tarafından kaleme alınan kitaplar da var bu konuda. Ama kendi topraklarımızdan yetişmiş değerli sanatçıları çocuklara anlatmak niyeyse -niyesini elbette biliyoruz; sanatın toplumun içinde nasıl konumlandığı, insanların yaşamında ne kadar yer ettiği, ne kadar önemsendiği gibi en azından sanat çevrelerinde hep konuşulan, tartışılan ve ne yazık ki ilerlenemeyen derin bir konu- bugüne kadar akıl edilmiş bir mesele değildi. Geçmiş zaman kullanıyorum, çünkü ne büyük bir mutluluk kaynağı ki artık bir Bedri Rahmi Eyüboğlu kitabımız var!

mavinin-mutluluguUzun yıllardır hem çocuk kitapları yazan hem çocuklarla resim ve öykü atölyeleri yapan Simla Sunay, özellikle de atölyeler sırasında kaynak kitapların eksikliğini hissederek konuya el atmaya karar verdi -sırf bu karar bile heyecan verici, çünkü devamının geleceğini biliyorum. Bir yıllık bir hazırlık ve araştırma sürecinin sonunda da Bedri Rahmi’nin engin dünyasına çocukları bodoslama attığı “Mavi’nin Mutluluğu”nu kaleme aldı. Resim yapmaya tutku ile bağlı küçük bir kız çocuğu olan Mavi girdi Simla’nın kurgusunda Bedri Rahmi’nin yaşamına. Bedri Rahmi’nin yazılarından izini sürdüğü mavi kaplumbağa ile ayakkabı boyacısı Çebiş katıldı aralarına ve sanatçının şiirleriyle zenginleşen özgün bir kurgu çıktı ortaya. Bu özverili yazma serüveni kitaplaşırken Gökçe Akgül’ün çizimleriyle buluştu ve kitabı ‘özel’ kılan nedenlere bir yenisi daha eklendi. Simla Sunay’ın Bedri Rahmi’nin yaşamından esinlenerek/beslenerek kaleme aldığı hikâyesi Gökçe Akgül’ün ellerinde nefis bir çizgi romana dönüştü çünkü. Düşünsenize yaşamını yazmaya, çizmeye, resmetmeye, boyamaya, tasarlamaya, kısacası yaşamı sanata dönüştürmeye adamış bir büyük ustayı çocuklar rengârenk sayfaların arasında kaybolarak keşfediyorlar.

Ama yazmadan edemeyeceğim; bu kitabı benim için ‘özel’ kılan bir neden daha var. Kitabın okurları için hoş bir detay olabilecek, ancak ailem için gerçek bir mutluluk ve gurur kaynağı olan bir neden. Tıpkı kitabın kahramanı Mavi gibi, eli kalem tutmaya başladığından beri resim yapmaya ve bir şeyler tasarlamaya meraklı oğlum için -sanatçı olmaya kararlı- yaşamında vazgeçeyeceği şeylerden biri Simla’nın öğrencisi olmak. Atölyede ürettiklerini evde, evde ürettikleri atölyede büyük bir heyecanla paylaşmak en büyük mutluluğu gerçekten. İşte bu üretimlerden uzun zaman üzerinde çalıştığı ‘uçan kalem’ projesinin Simla’ya ilham kaynağı olması ve “Mavi’nin Mutluluğu”nda karşımıza çıkması bizim için hem hoş bir sürpriz hem de tahmin edebileceğiniz gibi inanılmaz bir mutluluk kaynağı oldu. Oğlumun kitabı okurkenki şaşkınlığını herhalde yaşamım boyunca unutamayacağım. Sevgili Simlasının bu büyük hediyesi Kuzgun’un yaşamında hep önemli bir anı olacak. Elbette ki bu güzel hediye için, ama daha da önemlisi çocukların yaşamına sanatı doğallıkla soktuğu için Simla’ya ne kadar teşekkür etsek az. “Mavi’nin Mutluluğu” ile başlayan, değerli sanatçılarımızı çocuklarla buluşturma serüveninin uzun soluklu olmasını diliyor, bu çalışmaya emek veren herkese de ayrıca teşekkür ediyorum.

“Mavi’nin Mutluluğu”, Simla Sunay – Gökçe Akgül, Desen Yayınları